- Mood:
Artistic - Listening to: camel
- Reading: Insan Ticareti Suçu
- Playing: piano
- Drinking: smirnoff
"geçmiş kimseyi teselli etmez, teselli hep şimdidedir."
"bilirsiniz ki kadınlar bazen bir erkeğin omuzuna sığınmak ister. ama ne yazık ki, başı dolu kadınlar, erkeğin omzuna ağır gelir."
"sahiden içinde her şeyin tamamen bittiğini anlaman için gitmelisin. içinin bildiği bu gerçeği kendine söyleyemiyorsun çünkü. tam bir güvenle söyleyemiyorsun. git ve gör. her şeyin bittiğini anla, ya da bitmediğini."
"zaten kadınlar korkularının çoğunda haksız değildir. yaşam, onların korkularını haklı çıkarmaya kurulmuş gibi çalışır."
"benim sorumluluk duygusu sandığım şeyin acaba ne kadarı suçluluk duygusuydu?"
"ben kelimelere çok inandığı için, başkalarının yalan söyleyebileceğine de bir türlü inanamayanlardanım. benim sorunumdur bu. bu yüzden hayatım boyunca yalanı tanımakta zorlandım."
"bizi en çok kendimize benzediğini düşündüğümüz insanlar üzer."
"hepimiz varoluşumuza bir anlam ararız. kundak ile kefen arasındaki şeyin adı ömürdür, hayat değil. hayatı biraz da kendimiz yaparız."
50 yasina kadar ne ögrendin sorusuna;
sabri ögrendim en basta. sinirlarimi. affetmeyi. öfkemi denetlemeyi. yetinmeyi. gerektiginide vazgecmeyi. hayatin vermediklerinin hesabini, insanlardan sormamayi. dostluklarimi yipratmadan eskitmeyi. vahsi bir hayvani evcillestirir gibi sanatci dogami besleyen narsiszmi dizginlemeyi. olaylara yaklasmada hassas terazi kullanmayi, ince ayar yapmayi, normal biri olmaya çalismadan makul olmayi. her durumda kendi gücüne yaslanmayi ögrendim. ilk yillarda bir yazimin altinda yer alan adim ve soyadim benim için hersey demekken, giderek yazinin kendisi en degerli şey haline geldi. yüklerimden kurtuldum. ödülden, övgüden, şöhretten, herşeyden. bu yillarla kazanilir. doygunluk ve erkinlesmeyle kazanilir. ve hep son sözü söyleyen olmak isterken, son sözü, hep hayatin söyledigini ögrendim..